CityMersin
tren

Ankara Escort istanbul Escort Ankara Escort Bayan izmir Escort Ankara Escort Ankara Rus Escort Ankara Escort Çankaya Escort Ankara Escort Eskişehir Escort Eryaman Escort Kuşadası Escort Gaziantep Escort

olbios
ebru

Gökova, Gökova Olalı Böyle Bir Şey Görmedi

Bir önceki yazımın http://www.citymersin.com/artik-benim-de-bir-dhostum-vaaaaar/  devamı olan bu yazımı, okumadan önce bu linke tıklayınız lütfen.

Ve nihayet beklenen gün gelir!

14 Mayıs, Perşembe hazırlıklar tamam! Yani, sanıyorum öyleee!

Ahh şu alışkanlığım! İlla ki işlerimi hep son dakikaya bırakmak zorunda mıyım? Adrenalin şart mı? Gideceğim günün sabahına karşı bi saatte, gece gece, çadır kurma antrenmanı da (diğer adıyla cebelleşme) yaptıktan sonra :) heyecanla ve itinayla eşyalarımı evde ki en büyük bavula yerleştirdim (!)  ve tıkıştıra tıkıştıra kapattım nihayet. Bavul yanlış duymadınız vallaa :)). Az sonraaa! :P

Kendin yaz; kendi kendini, kendin rezil et  :)).

Tüm hazırlıkları; 9.Gökova Bisiklet Turu‘nun (GBT9) ‘Önerilen İhtiyaçlar Listesini’ örnek alarak tamamlamıştım. Listede çok işime gelen, harika bir detay vardı; Eşyalarımızın, hergün farklı yerlerde ki kamp alanlarına, üstlerinde isim ve numaralarımızın yazılı olduğu, şahsa özel çuvallara konularak kamyonetlerle taşınacağı belirtiliyordu. İşte bu süper! Müthiş, parlak zekam, “Eee ne gerek var canım o zaman, kamp tipi bir sırt çantasına”  diyerek devreye girdi ve al-maaa-dıııım ben de!  Aahh ahh! İtinayla ne var ne yok yerleştirdim evdeki en büyük bavula :)). “Ohh misss! Çadırda önüme açar, gardıroptan alır gibi çıkarırım” diye düşündüm ve kapattım bavulumu hiç tereddüt etmeden. Sabahın ilk ışıklarına kadar da heyecandan hiç uyumayarak.  Nihayet gün ışıldar ve benle birlikte daha 10 günlük iken, Antmen’de uçağa binmesi için parçalanıp, itinayla paketlenen bisikletim ve bavulumla artık yola çıkmaya hazırız.

1

Evden arabaya, arabadan servise, servisten uçağa ine bine, ine bine İzmir’e vardık çok şükür. Daha da bitmedi yolculuk! Havaalanında GBT9 organizasyon ekibinden, sayısız kere telefonda konuştuğumuz, ilgi ve alakasını tur boyunca üzerimizden hiç eksik etmeyen, transferimiz için de araç kiralamamıza yardımcı olan Sayın Murat Sevig’in gönderdiği bir arkadaş karşıladı bizi aracıyla. Aracın arkasına, kan ter içinde montajladığımız bisikletlerimizle, üç saat daha yolumuz vardı Muğla’ya varmamıza. Güya daha kısa ve güya daha rahat olacak diye, uçakla gitmeyi tercih etmek durumunda kaldığım yolculuğumuz evden çıkış, kamp alanına varış ve arada onca meşakkatli iniş, biniş ve  transferleriyle 10 saati bulmuştu.

Kamp alanına nihayet vardığımızda, Sayın Murat Sevig kapıda bizi tüm güleryüzü ve konukseverliği ile karşıladı. Ne güzel insanlar, ne güzel bir yer, harikaaa, yaşasın iyi ki geldik! Eşyalar da araçtan birer birer inerken, sıra tüm haşmetiyle bavuluma gelir malesef :)). O an’a kadar abes olduğunu hiç düşünmemiştim oysa ki! Ama o an’ı, ne siz sorun ne ben söyleyim demek isterdim de itiraf ediyorum işte, kendi ellerimle:)). O an var ya, o an! Orda, o koca alanda, bende dahil olmak üzere, kim var kim yok, gören herkes gülme krizine tutulduk! :P :))) Derken ardı ardına flaş flaş flaş! O da ne! fotoğraflarımız çekilmeye başlandı “Neee! Çekmeyin! Sa-kın ha bir yerde yayınlamayın, dava açarım valla hahahaa” diye kıyameti kopardı sesi kısılasıca egom ciddi ciddi, ben ise gülmekten altıma edecek kadar olmuşken. Muhteşem bir giriş yaptım anlayacağınız. Bizim gibi tura bir gün önceden gelen, onlarca insanın kahkahaları eşliğinde, utana sıkıla, mahçup olmuş egomu sakinleştirmeye çalışarak, gülmekten gözlerimden yaşlar aka aka bavulumu çekiştire çekiştire, kokoş kokoş anlı şanlı girdim içeri anlayacağınız. :)).

-Nerdee? Nerde en yakın Avm?

“Az ilerde :)))”

Onca yol yorgunluğumun üstüne, tabii illa ki de bir çay içtikten sonra, daha gelmemin onuncu dakikasında, taksiye atlayıp, en yakında ki outlet bir Avm’ye gidiverdim kamp çantası almaya. Koca Avm’yi dört dolandım, akılsız başımın derdini çeken ayaklarımla. Ohh nihayet! Yalnızca bir dükkanda, son bir adet kalmış, o da en uygun boyutta, fiatta ve üstelik de mor. En sevdiğim renk mor… Şanslı mıyım neyim? Süper valla!

O koca valizdeki herşey de içine girdi resmen, ne gereksizmiş bavul taşımak. Bavulu da Murat bey’e veriverdim “Aman Murat Bey saklayın şunu bir yere de gözüm de görmesin, kimseler de görmesin :P” diyerek. Siz de şimdi hemen, bir daha hatırlamamak üzere unutuyorsunuz bu yazdıklarımı! Söz mü?

Neydi? Ne demiştim?

“…………… :)))” Hah tamam teşekkürler, hürmetler :P.

Artık tadını çıkarmalıyım bu muhteşem kampın, nasıl güzel bir ortam ve insanlar var, bunu gerçekten anlatamam işte. Neredeyse hemen herkes tanışmaya, “hoşgeldiniz, bi ihtiyacınız var mı?” diye sormaya geldiler. Gelmeyenlere de ben gittim :))

2

Çantayı aldık, yerleştirdik, Ahmet bey’in desteği ve pratik yöntemi ile çadırı da kurduk, tanışıp sohbetler de ettik, çaylar da içtik, dinlendik…Eee herkes bisikletine binip binip dolaşıyor benim Dhost’um ise hala paketinde yatıyor, öylece bir kenarda :( .

“Murat beeeey, nerde kaldı teknik destek servisiniz acaba?”

“Şimdi gelirler Ebru Hanım :)”

bekle bekleeee, yok ortalarda kimse!

“Murat beeey haniii? yoklar halaaa amaa, kaç saat geçti :( “

“ ?  :( “.

Tam da sinirlerim kalkmak üzere ve hava da kararmaya iyice yüz tutmuşken, şükür yarabbi geldiler. Tepesi, arkası bisikletlerle, içi hınca hınç dolu dükkan gibi bir araçla.

Tüm günün yorgunluğu üzerine, bir de beklemekten laçkalaşmış sinirimle “Gelmeseydiniz bari! Kaç saattir bekliyoruz, hava da karardı zaten iyice artık” demeye niyetlenip, tam yanlarına uçmaya hazırlanmışken, araçtan şeker mi şeker dört kişi çıktı :). Etrafları, kendilerini tanıyan, bekleyen ve sevildikleri çok belli onlarca insan eşliğinde.

Şişşt! Sus Ego’cummm suuussss, sakin ol! Ego’muzu susturmak felsefemiz olmuş zaten, yüreğimizi dinleriz biz, yani ben yani becerebilenler :)) . En şirine, en sakin  halime bürünüp :P .

“ Tarkan Beeey, merhabaaa :) iyi ki geldiniz :) bisikletim montaj olacaktı da, buyrun size emanet :) “ diyiverdim yalnızca :)) .

“ Hiç merak etmeyin Ebru Hanım, birazdan hazır olur. ”

Hemen ışıklar kuruldu, standlar getirildi, benim Dhost ilk sırada yerini aldı. Ama o da ne? Bir sorun var, Tarkan bey kan ter içinde!

“ Ebru Hanım, bisikletiniz malesef uçakta çok ciddi bir yerden zarar görmüş, elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi :(( .

Üzüldüm, üzüldüm ama hiç tedirgin olmadım. Tarkan Bey’in, bisikletimi en iyi şeklide tedavi edeceğine emindim. O derece güven vermişti ilk görüşte. Ve öyle de oldu! Tedavisinin ardından da bisikletimi havalandırdım hemen kampın etrafında, kısacık bir tur yaptırarak. Dhost’um yeter artık bu kadar tur, yatmalıyız !

 

3

 

 

4

Artık yatalım, yatalım ki sabah 7’de uyanıp GBT9‘un ilk gününe başlayacağız. Güzelce pijamalarımı giyinip, uyku tulumumun içine sokulup, yastığıma da başımı koydum. Ohh misss!  Işığımı da söndürdüm mışıl mışıl bir uykuya dalmak için. Çok yorgunum çoook  hem de çok uykusuzum çoookk!

Amaaa o da neee? Eyvaaaah!

Hadi ben kaçar :) Şu anda da uykum geldi! haftaya görüşmek dileğiyle…

Sevgiler

Ebru

Hakkında Misafirlerimiz

Misafirlerimiz
Konusunda uzman , bizleri birbirinden farklı konularla bilgilendirip hayata dair düşüncelerini paylaşacak değerli misafirlerimizin yazılarını 10.02.2015 ten itibaren misafir Odasında çaylarınızı , kahvelerinizi kapıp siz de gelin.
denizli web tasarım Estrogenolit Hapı Hacklink Shell indir Bahçe Duvar Kalıpları